Vahyin Geliş Süreci

Vahiy kelimesi, Arapça ‘‘ وحى / v-h-y’’ kökünden türetilmiştir. Kelime olarak, gizli konuşma,fısıldama, ilham etme, emretme, ima ve işaret etme, seslenme, acele etme, ortaya çıkarma, mektup yazma ve elçi gönderme gibi çeşitli anlamlara gelmektedir. Terim olarak vahiy; Allahuteala’nın insanlara iletmek istediği mesajlarını peygamberlerine iletmesine denir.

Vahiy kelimesi sözlük anlamı ile Kur’an-ı Kerim’de pek çok yerde kullanılmıştır. Örneğin, “Derken Zekeriya ibadet yerinden halkının karşısına çıktı. (Konuşmak istedi, konuşamadı.) ve onlara ‘Sabah akşam Allah’ı tesbih edin.’ diye işaret etti.”5 ayeti kerimesindeki vahiy, ima ve işaret anlamında kullanılmıştır. “İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabb’in dileseydi, bunu yapamazlardı.O hâlde, onları iftiralarıyla baş başa bırak.”6 ayetinde şeytanların birbirine vahyetmesi; fısıldama, gizli konuşma, vesvese anlamlarında kullanılmıştır. Nahl suresinin 68. ayetinde de vahiy, “Rabb’in, bal arısına şöyle ilham etti: “Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan (kovanlardan)kendine evler edin.” ilham ve içgüdü şeklinde ifade edilmiştir.

 Allah vahiy meleği ile pergamberlerine de vahiy gönderir. Allah, vahiy meleği ve peygamber arasında geçen bu ilişkiye bir başka kişinin müdahalesi söz konusu değildir. Peygamberler vahyehiçbir tasarrufta bulunmadan insanlara aktarmışlardır

 Kur’an-ı Kerim’de bu husus şöyle dile getirilmiştir:

“Eğer (peygamber) bize isnat ederek bazı sözler uydurmuş olsaydı, mutlaka onu kudretimizle yakalardık. Sonra da onun şah damarını mutlaka koparırdık. Hiçbiriniz de bu cezayı engelleyip ondan savamazdı.”7Mahiyeti itibariyle vahiyde iletişim çok gizli ve son derece süratli bir şekilde gerçekleşmektedir.Hz. Peygambere (s.a.v.) vahiy, ashabıyla ve ailesiyle aynı ortamda bulunduğu zamanlarda da geliyordu.


Vahyi gönderen Allah, muhatap ise peygamberler vasıtasıyla insan ve toplumdur. Aradaki iletişimi de melek gerçekleştirmiştir. Bu durumda vahiy, Allah – Melek – Peygamber – insan arasında gerçekleşen               bir iletişimdir. Vahiyde iletişim tek yönlüdür.

Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah (c.c.)’ın insanlara vahyi    üç şekilde gönderdiği bildirilmektedir. Allah, bir insanla “ancak vahiy yoluyla yahut perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderip izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz o yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.”

Ayette ifade edildiği şekilde Allah’ın vahiy yoluyla bir insanla konuşması; bildirmek istediği bir bilgiyi  insana /peygambere ilham etmesi, kalbine yerleştirmesi anlamına gelmektedir. Meleğin görünmeden Allah’ın kelamını Resulullahın kalbine düşürmesi şeklinde gelen vahyi bu grupta değerlendirmek mümkündür.Yukarıda verilen ayette yer alan ikinci vahiy yolu, Allah’ın perde arkasından peygamberle konuşmasıdır. Bu çeşit vahye Hz. Musa’nın Allah ile bir ağaç arkasından konuşmasını örnek olarak verebiliriz. Üçüncü vahiy yolu ise, Allah’ın bir elçi (melek) göndermesi şeklinde olmuştur. Nitekim Hz. Muhammed (s.a.v.)’e ilk vahiy de melek vasıtasıyla indirilmiştir. Şöyle ki; Peygamberin içinde doğduğu ve yaşadığı o zamanki Arap toplumuna hakim olan haksızlık, zulüm ve ahlaki çöküntü onu derinden etkiliyordu. Şahit olduğu adaletsizlikler karşısında bunalan Hz. Peygamber, bu sıkıntılı ortamdan uzaklaşmak için yanına azığını da alarak Mekke yakınlarında bulunan Nur Dağı’ndaki Hira Mağarası’na gider, orada düşüncelere dalardı.

Hz. Peygamber, 610 yılının ramazan ayının Kadir Gecesi’nde, Hira Mağarası’nda iken vahiy meleği Cebrail (a.s.) gelerek ona “Oku!” diye seslendi. Peygamberimiz “Ben okuma bilmem.” dedi.Cebrail ikinci kez ona “Oku!” dedi. Hz. Peygamber yine “Okuma bilmem.” dedi. Cebrail üçüncü kez aynı istekte bulununca Peygamberimizin cevabı yine “Ben okuma bilmem.” oldu. Bunun üzerine Cebrail, Alak suresinin şu ilk beş ayetini ona okudu: اِقْرَاْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذٖى خَلَقَ خَلَقَ الْاِنْسَانَ مِنْ عَلَقٍ 96.3*************اِقْرَاْ وَرَبُّكَ الْاَكْرَمُ 96.4*************اَلَّذٖى عَلَّمَ بِالْقَلَمِ عَلَّمَ الْاِنْسَانَ مَا لَمْ يَعْلَم “Yaratan Rabb’inin adıyla oku! O, insanı bir aşılanmış yumurtadan yarattı. Oku! İnsana bilmediklerini belleten, kalemle (yazmayı) öğreten Rabb’in, en büyük kerem sahibidir.”10Hz. Muhammed (s.a.v.) bu ayetleri tekrarladı. Biraz korku biraz da heyecanla evine geldi. Hemen yattı ve eşi Hz. Hatice’den üzerini örtmesini istedi. Sakinleşince ona başından geçenleri anlattı.Hz. Hatice: ‘‘Sen daima eli açık ve cömertsin, iyilik yaparsın; fakir ve muhtaçlara yardıma koşarsın, misafiri ağırlarsın. Böyle bir insanı Allah yalnız bırakır mı?’’ diyerek ona destek oldu…11 Böylece Hz. Peygambere nazil olan bu ayetlerle 23 yıllık vahiy süreci başlamış oldu.