Arapça Atasözleri

İnsanı elbisesine göre karşılarlar, bilgisine göre ağırlarlar

 يستقبلون الانسان حسب لباسه و يكرمونه حسب علمه

Allah yaparsa kulunun işini, mermere geçirir dişini.

, ان يفعل عمل عبده

Abbas’ın kör kazı gibi atıştırır.

Abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz.

 لا يسام السفيه من

Abdalın dostluğu, köy görününceye kadar.

Abdalın karnı doyunca, gözü yolda olur.

Abdestsiz Bektaşiye namaz dayanmaz.

Acele etme, dilini ısırırsın.

Acele ile kalkan nedametle(pişmanlıkla) oturur

 من قام=يقم بالعجلة جلس=يجلس بالندامة.

Acelecinin harmanında en çok bulunan şey, hatadır.

Acelede nedamet, teennide selamet vardır.

Acemi katır, kapı önünde yük indirir.

Acemi nalbant gibi kah nalına, kah mıhına vurur.

Acı acıyı bastırır, su sancıyı.

Acı patlıcanı kıra çalmaz.

Acı sakız gibi yapışır, kedi gibi sırnaşır.

Acı söz insanı dininden çıkarır, tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır.

 القول المرير يخرج الانسان من دينه,والقول الحلوى يخرج السعبان من      

 

 يظن الجائع لن اشبع, والعطشان لن ارتوى   Acıkan doymam, susayan kanmam sanır.

 

 الجائع ياكل مهما كان, والمتالم يقول مهما كان Acıkan ne olsa yer, acıyan ne olsa söyler.

 Acındırırsan arsız edersin, acıktırırsan hırsız edersin.

 

  لا يعرف الجائع انتظارا و الولد زمانا Aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez.

 

 الفرس الجوعى لا يقطع طريقا, والكلب الجوعان لا يطارد صيداAç at yol almaz, aç it av almaz.

 

 الجوعان يفر الى الخارج, والعريان الى الداخل Aç dışarı, çıplak içeri kaçar.

Aç esner, tok geğirir.

 

 الموت شبعانا افضل من التجول جوعانا Aç gezmekten tok ölmek yeğdir.

 

 الجوعان  لايطلب ذادا , والنوم  وسادةAç katık istemez, uyku yastık istemez

 

 الكلب الجوعان يثقب الفرن Aç köpek, fırın deler.

 

 الذئب الجوعان يعتدى الاسدAç kurt, arslana saldırır.

 

 الجوعان لا يموت ,تسود عيناه, العطشان لا يموت ,تسود سيماه Aç ölmez gözü kararır, susuz ölmez benzi sararır.

 Aç tavuk, kendini buğday ambarında sanır.

 

 قد غشوا على الجائع تسعة احاف, لم ينم تكراراAça dokuz yorgan örtmüşler,yine uyuyamamış.

Aça kuru ekmek, bal helvası gibi gelir.

Açık ağız, aç kalmaz.

Açık yaraya tuz ekilmez.(Acı artırılmamalıdır)

Açılan solar, ağlayan güler.

Açın gözü, ekmek teknesinde olur.

 

بطن الجوعان يشبع, عينه لا تشبعAçın karnı doyar, gözü doymaz.

Açlıktan göbeğine taş bağladı.

 

 لا تفتحنى الرزمة, ولا تقولنى السياةAçtırma kutuyu, söyletme kötüyü.(Kızdırma)

Adam adama yük değil,can bedene mülk değil.

 

Adam adamdır olmasa da pulu, eşek eşektir atlastan olsa da çulu.

الرجُلُ رجلٌ ولوْ لمْ يكُنْ فُلُوسُهُ, الحمارُ حمارٌ ولوْ كان \\\\\\\.........

 

Adam adamın, sarraf altının kadrini bilir.

يعرف الرجلُ قيمةَ الرجلِ, فالصرَّاف قيمةَ الذَّهبِ

Adam olana bir söz yeter.

يكفى قولٌ للرجلِ

Adamakla mal(deniz) tükenmez.

لا ينْفَدُ المالُ=البحرُ بالنذْرِ

Adamın iyisi, alış-verişte belli olur.

يتبيَّنُ حسنُ الرجُلِ فى اابيْعِ والشِّراع

Adı çıktı dokuza, inmez sekize.

Adın ne? Reşit, Bir söyle bin işit.

ما اسمُكَ؟ رشيد, قل قولْا, فاسْمَعْ الفًا

Agaç ne kadar yüksek olsa da, yaprakları yere düşer.

كم عاليَةًً كانتْ الشّجرةُ ,تسقُطُ اوراقُها على الارضِ
Ağaç ucuna yel değer, güzel kişiye söz değer.

Ağa terlemedikçe,hizmetkar kımıldamaz.

لا يتحرَّكُ الخادِمُ ما دام السيِّدُ لا يعرق
Ağaca çıkan keçinin, dala bakan oğlağı olur.

يكون لِمعزٍ متسلِّقَةٍ الشجرة ولدٌ ناظِرٌ الى الغُصْنِ

Ağaca dayanma çürür (kurur), insana dayanma ölür.

لا تَسْتَنِدْ على الشجرةِ فيَجُفُّ, لا تَسْتَنِدْ على انسانٍ فيموت

Ağacı kurt, insanı dert yer.

ياكل الشجرةَ عودٌ, فالانسانَ غمٌّ

Ağaç kökünden yıkılır.

تنْهارُ الشجرةُ من اصلِها

Ağaç yaprağıyla, insan yakınlarıyla gürler (güzeldir)

Ağaçtan maşa, abdaldan paşa olmaz.

Ağalık vermekle, yiğitlik vurmakladır.

Ağanın gözü, yiğidin sözü.

Ağaran baş, ağlayan göz gizlenmez.

Ağılda oğlak doğsa, ovada otu biter.

Ağır ağır demeli, çabuk çabuk yemeli.

Ağır otur ki bey desinler.

اِجْلِسْ رُوَيْدًا فليقولوا سيِّدٌ

Ağız yer, yüz  utanır, ağız yemese yüz utanmaz.

Ağız, yüreğin taşkınını söyler.

الفمُ يقول ما فاض من القلبِ

Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar.

ان بكتْ بكتْ امى ,والاخَرُ يبكى كاذِبًا

Ağlatan gülmez.

من ابكى=يُبكِ , ما ضحِكَ=لا يضحكْ

Ağlatırsa mevlam, yine güldürür.

ان يُبْك مولاى يُضْحِك ثانِيةً

Ağlayanın bir derdi var, gülenin beş.

للباكى همٌّ, للضاحكِ خمسةٌ

Ağustos’ta gölge kovan, zemheride karnın ovar.

من يُتابِعْ الظلَّ فى الصيفِ يحُكُّ بطنَهُ فى الشتاءِ

Ağustos’ta yatanı, zemheride büğelek (bir sinek) tutar.

Ağzında bakla ıslanmaz, mercimek durmaz.

Ağzındaki virde bak, şu tuttuğu yurda bak.

Ağzından hayır çıkmaz, bari şer söyleme.

Ağzını açacağına, gözünü aç.

افتح عينيْكَ بدلا من=على ان تفتح فمَكَ

Ağzını kiraya mı verdin.

Ağzıyla kuş tutsa, yine yaranamaz.

 

Ahmağa yüz, abdala söz vermeye gelmez.

Ak esvab (elbise), leke götürmez.

Ak gün ağartır, kara gün karartır.

الْيَوْمُ الاَبْيضُ يُبَيِّضُ, واليوْمُ الاسْوَدُ يُسَوِّدُ

Akan su, yosun tutmaz.

الماءُ الْجارِى لا يُمْسِكُ

Akar suya dayanma, el oğluna inanma.

Akçe sayış, kaftan yürüyüş öğretir.

Akıl ile nefis, birbirinin düşmanıdır.

Akıl olmayınca başta, kuru kafa neyler.

Akıl vezirdir, gönül padişah.

Akıllı düşmandan korkma, deli dosttan kork.

Akıllı düşününceye kadar, deli oğlunu everir.

Akıllı hırsız, şaşkın ev sahibini bastırır.

Akıllı söylemeden düşünür, akılsız düşünmeden söyler.

العاقِلُ يتفكَّرُ=يتدبَّرُ قبلَ ان يقولَ, والسفيه يقول بِلا تفكُّرٍ=تدبُّرٍ

Akıllı, edebi edepsizden öğrenir.

العاقِلُ يتعلَّمُ الادبَ من غيْرِ الاديبِ=عديم الادبِ

Akıllı, köprü arayıncaya kadar, deli suyu geçer.

Akıllı, tez kocar.

Akılsız iti, yol kocatır.

Akılsız kafaya, söz kar etmez.

القَوْلُ لا يَنْفَعُ لِرَّاْسٍ بِلا عقْلٍ

Akla geleni işleme, her ağacı taşlama.

لا تعملْ كُلَّ ما جاء بِبالِكَ, لا تُرَشِّقْ كلَّ شجرةٍ

Akla gelmeyen, başa gelir

يُصيبُ بالرَّاْسِ ما لم يَجِئْ بِالبالِ

 

Aklını eşeğe verme, çeker arpa tarlasına.

لا تُعْطِ عقلَكَ الى الحِمارِ فَيَجُرُّ الى حَقْلِ الشَّعيرِ

Akrep etmez ,akrabanın akrabaya ettiğini.

Aksayanla aksak, suya gidenle susak

Akşama karşı gitme, sabaha karşı yatma.

Al elmaya taş atan, çok olur.

Al kaşağıyı gir ahıra, yarası olan gocunsun.

Al malın iyisini, çekme kaygısını.

خُذْ حَسَنَ المالِ فلا تتحَمَّلْ غَمَّهُ

Alacağın bir iğne, çeliğin okkasını ne sorarsın

Alacağına şahin, vereceğine karga.

Alçacık dağlara kar yağsa kış değil mi, kişi kendi halini bilse hoş değil mi.

Alçak eşek binmeye, öksüz çocuk dövmeye kolay.

 

Alçak yer, yiğidi hor gösterir.

Alçak yerde tepecik, kendini dağ sanır.

Alçak yerde yatma sel alır, yüksek yerde yatma yel alır.

Alemin ağzında, sakız oldu çiğnenir.

Alet işler, el öğünür.

الالةُ تعْمَلُ فاليَدُ تَفْخَرُ

Alim olmak kolay, adam olmak zor.

كَوْنُ عالِمٍ سهْلٌ, فكوْنُ رجُلٍ صعْبٌ

Alim unutmuş, kalem unutmamış.

Allah bile, kulunun karasını yüzüne vurmamış.

Allah bilir, ama kul da sezer.

الله يعلمُ, ولكنْ العبْدُ يُحِسُّ

Allah diyen, aldanmaz.

لا ينْخَدِعُ من يقول الله

Allah verirse, el getirir, sel getirir, yel getirir.

انْ اعطى اللهُ اتى بِهِ اعْجَمِىٌّ, اتت بِهِ ريحٌ,  اتى بِهِ سيْلٌ

Allah, bir karıncasından bile geçmez.

Allah, dağına göre kar verir.

 يُعْطِى الثَّلْجَ حَسَبَ الجبلِاللهُ

Allah, gümüş kapıyı kaparsa altın kapıyı açar.

اِنْ اَغْلَقَ الله البابَ الْفِضِّىَّ فتحَ البابَ الذَّهَبِىَّ

Eker Test Tanıtım Reklamları